Panik durumları

Panik bozukluk ve panik atak
ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINI

Teşhis için kullanılan DSM V isimli katalogdaki bilgilere göre; Panik atak kodlanabilir bir bozukluk değildir. Aşağıdaki semptomlardan dördünün (ya da daha fazlasının) birden başladığı ve on dakika içinde en yüksek düzeyine ulaştığı, ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık duyma döneminin olması:

  • Çarpıntı, kalp atımlarının duyumsama ya da kalp hızında artma olması
  • Terleme
  • Titreme ya da sarsılma
  • Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
  • Soluğun kesilmesi
  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  • Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
  • Kontrolunu kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
  • Ölüm korkusu
  • Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
  • Üşüme; ürperme; ya da ateş basmaları.

Panik atak nasıl tetiklenir:

Normalde bir tehlike söz konusu ise korku ortaya çıkar. Bu korku, orta beyinden kaynaklanan uyarılara bağlı olarak bedende eyleme dökülen sağlıklı bir başaçıkma çabası ile çözülür. Örneğin; kırsal alanda bir yılanla karşılaşıldığında ortaya çıkan korku ile kaçmak, bir sopa alıp yılanın üzerine gitmek, bekleyerek yılanın ne yapacağını izlemek veya donakalıp hiçbirşey yapamamak arasında değişen doğal ve genetik olarak kodlanmış eylemlerde bulunuruz.

Panik atak durumlarında ise aslında gerçek bir tehlike yoktur, olabilirlik vardır. Burada zihinsel olarak yaratılan olabilirlik senaryosu, normal dışı uyum çabaları ve uygun olmayan başa çıkma yöntemlerinin açığa çıkmasına neden olur. Bu da kaygıyı açığa çıkarır. Kaygı, vücut sisteminin düzeninin bozulmasına, nefes almadan başlayarak bir dizi etkiye neden olur. Kimyası bozulan bedende oluşan değişiklikler istenmeden abartılarak algılanır.

Ortaya çıkan kaygı durumunun bazen farkına varırız, bazen farkında olmadan tetiklenir. Farkına vardığımız durumlarda beynin pre-frontal korteks adı verilen kısmı, sürüngen beyninin bizdeki yansıması olan orta beyini kontrol eder ve korkuya bağlı cevapları engeller, üstesinden gelir. Mantıklı düşünceler veya duygusal boşalımlarla durumu tahammül edilebilir hale getirir. Eğer kaygıya neden olan durumu, düşünceyi veya eylemi bilinçli olarak farketmezsek bu engellenme olamaz. O zaman orta beyin benzer her durum, düşünce, hayal veya fantazide savaş-kaç-donakal senaryosunu uyarır. Bedensel değişiklikler başlar ve panik atak tetiklenmiş olur.

Kimler panik atağa yatkındır:

Genellikle panik atak başka bir bunaltının veya kişilik halinin ortaya çıkardığı bir dürtü şeklidir. Bu nedenle panik atak nöbetlerinin tamamen ortadan kaldırılması zamana ve sabıra ihtiyaç duyabilir. Bazen panik atak bir süre gizli kalıp iyileştiği düşünülebilir ve başka bedensel belirtiler şeklinde bir süre devam edebilir ve daha sonra tekrar canlanabilir. Panik atak tedavisinde; muhtemelen klasik analitik psikoterapi ile başlayacak şekilde bütüncül psikoterapi uygulanması gerekebilir.

Bazı durumlarda panik atak belirtileri çok basit düşünsel veya davranışçı kodlarla ortaya çıkmaktadır. Bazen sadece sıcak havada, plajda otururken, herhangi bir nedenle nefes almadaki bir düzensizlik vücuttaki kimyayı değiştirerek panik atak belirtilerinin başlamasına neden olabilmektedir. Hatta bazen bir yamacın kenarındaki ahşap evde, verandada ayaklarınızı aşağıya sarkıtmış otururken, "ani gelen bir yağmurla evin kaydığını ve sizinde yamaç boyunca aşağıya kaydığınızı ve sonra evin altında kaldığınızı" düşünmeniz bile panik atak belirtilerine neden olabilir. Çoğumuz bu tip tehlikeli ve heyecan verici fantaziler kurarız, ancak durumu kolaylıkla geçiştirir unuturuz. Ancak duyarlı kişiler bu durumu kalıcı kodlar halinde kaydedebilir. Bu tip durumlarda gerçekten hızlı ve kalıcı çözümler üretmek mümkündür.

Bazen sigara, uyuşturucular ve özellikle extasy kullanımı panik atak benzeri durumları tetiklemekte veya kişiyi yatkın hale getirmektedir. Burada orta beyin kısmındaki sinir kimyasının ve cevaplama mekanizmasının bozulmuş olabileceği üzerinde durulmaktadır. Yani orta beyindeki locus cereleus denilen merkezin beynin korteks tabakasından gelen sakinleştirici durdurucu etkileri göz ardı etmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durumlarda ilaç desteği yanında psikoterapiden yarar sağlanabilmektedir. Önemli bir konu bu uyuşturucuların bir kez kullanıldığı hallerde dahi, genetik bir yatkınlık söz konusu ise, panik ataklara eğilim ortaya çıkabilmektedir. Konu ile ilgili bir bağlantı: http://medicalxpress.com/news/2011-05-ecstasy-chronic-brain-function.html

Bazen ise altta yatan ve geçmişten gelen dürtü oluşumları, kültürel kodlar, aile yaşantısı, öğrenilmiş şemalar zamanla depresyona benzer durumları veya kaygı durumlarını tetikleyebilir. Bu durum zihnin bedene yönelmesine ve sonuçta her türlü olağan dşı durumu abartmasına neden olabilir. Zamanla bu algılar panik atağı tetikleyebilir. Bu konularda internette sayısız kaynak mevcuttur. Bu tip uzun dönemde oluşmuş panik atak belirtilerinin tedavisi uzun zaman alabilmektedir. Bazen destek olarak geçici ilaç tedavisi de gerekebilmektedir.

Panik atak karmaşık zihinsel-duygusal-davranışsal öğrenmelerin oluşturduğu hatalı bir değerlendirmedir. Bu hatalı değerlendirmeler bebeklikten, hatta anne rahminden itibaren gelir. Bu nedenle kişinin dışarıdan empoze edilen bu olumsuz değerlendirmelerin üstesinden gelebilmesi için zamana ve desteğe ihtiyacı vardır.

Klinik deneyimlerimde; ilaç tedavisinin panik atakların sıklığını ve şiddetini kontrolde yararlı olduğunu izliyorum. Ancak panik atağın doğası gereği ilaç tedavisi tek başına uzun süreli kalıcı bir etki sağlayamıyor. Klasik kitaplarda da belirtildiği gibi olayın bilişsel, dürtüsel, davranışsal ve varoluşçu aşamalarının irdelenmesi ve danışanın iç görü kazanmasının kontrolde ve terapide çok etkili olduğunu gözlüyorum. Psikoterapi ve hipnoz kişi gerçekten arzuluyorsa kalıcı etki sağlayabilir. Burada danışanın azmi kadar danışmanın sabrı da önemlidir.

Genelde ilaç terapisi görmüş ve hatta uzun süredir panik bozukluk yakınması olan kişilerin telefonla veya mail ile sorduğu temel bir soru mevcut. "O kadar uzun süredir yakınıyorum ve beni o kadar çok etkiliyor ki tedavi konusunda ümidim azaldı. Gerçekten etkili olacaksa psikoterapi veya hipnoterapi desteği almak istiyorum." Cevabım şu: İnsan beyniyle ilgili hiçbir konuda tamamen arzu edilen yakalanabilir, düzelir veya iyileşir diye garanti verilemez. Çünkü kafatası kemiklerinin içindeki insan beyninin tam olarak nelere kadir olduğunu hala bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var. PANİK ATAK, MUHTEMEL BİR ÖLÜM KORKUSUNU YAŞAMAKTAN KAYGI DUYMAKTIR. ENDİŞE FİZİKSEL BELİRTİLERE YOL AÇAR VE BU DA KAYGININ ABARTILMASINA VE ÖLÜM KORKUSU İLE KARIŞTIRILMASINA NEDEN OLUR. Terapi bu konuya ve buna neden olan duygulara-düşüncelere-davranışlara odaklanmalıdır. Yani NLP, EMDR, EFT, hipnoz, konuşma ve davranışçı veya dinamik terapiden yarar sağlanabilmektedir. Panik atakta genellikle belirtiler ortaktır ancak yakınmanın nedeni ve sebepleri kişiseldir. O yüzden terapi kişiye özgü planlanmaladır.