Öfke Kontrolü

Gerginlik
ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINI

Öfke

Öfke doğal ve gerekli bir duygudur. İlkel bir duygudur ve varlığını sürdürmek zorunda olan eski insandan bugüne, bize ulaşmış bir duygudur.

Öfke doğal bir duygu olmasına rağmen; sosyal insanın etkileşiminde ve topluluk içindeki ikili ilişkilerinde, evlilikte, flörtte, arkadaşlıkta, dostlukta kabul görmeyen ve dışlanmaya neden olan bir hale ulaşırsa üretmeyi ve sevmeyi engeller. Özellikle küçük yaşlardan başlayarak öfke, aile içinde dahi hoşgörüyü zorlamakta ve kötü bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Buna rağmen yaşamımız boyunca birçok kez yoğun öfke duygularını deneyimleriz. Kendi kendimize bu duygu ile ilgili gerekçeler yaratır mantık sınırlarına sokmaya çalışırız. Gerçekçi olmayan, abartılmış, bizi içerden yıpratan, engellemekte zorluk çekilen, başkalarına zarar verebilen, patlayıcı ve kontrol edilemeyen öfke hem kişinin kendisi hem de etrafındakiler için bir sorun yaratır.

Böyle bir durumla "nasıl başedilir", "yangın nasıl söndürülür" diye merak edilebilir. Duygulanımın ve davranışların nasıl kontrol edilebileceğinden şüphe duyulabilir. Kişinin zihninde şu anda bu tip sorular varsa terapide ilk aşama sağlanmış sayılır çünkü farkındalık terapi için itici gücü oluşturmuştur bile. Aslında günlük yaşamda çoğu kez farkına varmadan ve bilmeden öfke kontrolünü uyguluyoruz. Ancak bazen bize göre haklı olduğuna inandığımız gerekçeler göstererek öfke konusunda kontrol zorluğundan yakınabiliriz. İşte bu aşamada terapi devreye girer.

Burada danışan ve terapist el ele verir ve belirgin bir davranış paterni oluşturabilirler. Bu sayede kişinin kendisini zora sokmayacağı olumlu bir davranış tipine ulaşması sağlanır. Bu uzun ve sabır dolu bir analiz ve terapi sürecini gerektirir. Hemen tüm bütüncül terapi yöntemlerinin belirli aşamalar içinde uygulanmasını gerektirebilir. Çocukluktan beri iç sisteme yerleşmiş, kronikleşmiş öfke reaksiyonu, el şıklatması kadar kısa bir sürede ortadan kaldırılıp çözümlenebilecek bir davranış tipi değildir.